6 Ocak 2011 Perşembe

Erikson ve Freud'a göre kişilik


Erikson’a göre çocuğun kişilik gelişimindeki evreleri şu şekildedir
  a.Temel Güven
      1,5 yaşına kadar olan dönemdir.Freud bu devreye oral devre demiştir.Bu devrede çocuk tamamen başkasına(anneye)bağlıdır.Çocuk bu kişi tarafından sevinir ve korunur.Böylece bir güven duygusunun temelleri atılmış olunur.Anne ya da annenin yerine geçen kişi ilgi,sevgi ve koruyuculuk işlevini yerine getirmezse,başka bir deyişle çocuk bir takım örseleyici durumlarla karşılaşırsa temel güvensizlik duygusu oluşabilir.
b.Özerklik
    1,5-3 yaşları arasındaki dönemdir.Freud bu devreye anal dönem demiştir.Bu devrede çocuk bağımsızlık duygusunu geliştirir.Yürümeye,kendi kendine yemeye ve konuşmaya başlamış;annesine daha az bağımlı olmuştur.Dışkılama için gerekli refleksler olgunlaşmış;tuvalet eğitimine hazır hale gelmiştir.
 
c.Girişim
    3-6 yaşları arasındaki dönemdir.Fallik devrede denir.Bu yaşlardaki çocuklarda özerkli çemberi genişlemekte,çevresini ve kendini yeni yeni tanımaktadır.Cinsiyet farkları bu konudaki öğrenme isteğini pekiştirir.Toplumsal kuralları öğrenmeye başlamıştır.Üst benlik yeni yeni oluşmaktadır.İlk kez özdeşim kurmaya başlanır.Bütün bunlar girişim duygusunun belirtisidir.
d.Çalışma Ve Yapıcılık
    ilkokul çağını kapsayan(7-11)devredir.Klasik psikanalizde bu devreye latant devre denilmektedir.Çocuk başkalarıyla iş birliği kuramaya başlar.Ancak aynı yaş ve cinsten olanlar arsında iletişim daha fazladır.sorumluluk duygusu gelişir.Çeşitli araç ve gereçleri kullanmaya başlar.Okuma yazma öğrenmeye başlar ve bunları uygulamaya çalışır.
e.Kimlik
   Ergenlik çağını kapsayan devredir.Bu devrede iç salgı bezlerine bağlı olarak vücut gelişir ve cinsel etkinlikler başlar.Bu devreye genital devre de denir.Özdeşim olayı önem kazanır.Genç,bu devrede kimlik arayışı içinde olduğundan,yakın çevrenin engelleyici ve özgürlüğünü kısıtlayıcı davranılar karşısında büyük bir tepki gösterir.Kendine uygun olan felsefeyi arar.Bir meslek sahibi olma düşüncesi önem kazanır.
f.Yakınlaşma
   Genç yetişkinlik devreside denir.Bu devrede genç kendi kimliğini kazanmıştır.Bu dönemde başkalarıyla iletişim kurmak suretiğla kimliğini pekiştirir.Yakın arkadaşlık ilişkileri kurulur.Evliliğe artık romantik değil,gerçekçi biçimde bakılır.
g.Üreticilik
   Bu devrede temel işlevi üreticiliktir.Bilim,sanat ve felsefe yeni bilgi ve yapıtlar yaratılır.
h.Benlik Bütünlüğü
   Yaşlılık ve olgunluk dönemi denir.Yaşamın olumlu ve olumsuz yanlarıyla kabullenilmesini ve ölümden korkmamayı sağlayan bilgelik dönemidir.Erikson’a göre önceki devrelerde ortaya çıkan eksiklikler ve olumsuzluklar,sonraki devrelerde koşulların düzelmesiyle karşılanabilir.(aydın 2004)
  Freud’un Psikoanalitik Kuramına göre kişilik:
     Freud, kişilik gelişimin erken çocukluk yıllarındaki yaşantılarının önemini vurgular.ona göre gelişim normal süreçte devam etmesi için gelişimin  her döneminde bireyin temel ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir.Eğer temel ihtiyaçlar karşılanmazsa kişilik gelişimi engellenmiş olacaktir.Freud’un kişilik gelişim evreler;
             DÖNEM
      YAŞ
Oral dönem
 0-15 yaş
Aral dönem
1,5-3 yaş
Fallik(oedipo)dönem
3-6 yaş
Latent(örtülü)dönem
6-11 yaş
Erinlik(genital)dönem
12-15 yaş

Bilişsel Ve Öğrenme Teorilerine Göre Kişilik:
 Bilişimsel ve gelişimsel yaklaşım savunucularından olan Piaget ve Kohlberg çocuklarda benlik  ahlak kavramlarının içinde yer alan dürüstlük,adalet,doğru,yanlış ve kötü kavramlarıyla ilgili olarak çalışmışlardır.Diğer gelişimcilerde çocukların davranışlarının belirleyici olarak benlik kavramının önemi üzerinde durmuşlardır.
    Bilişsel teori, çocukların okul yılları boyunca daha sistematik düşünmeye başladıklarını belirterek,davranışı açıklamak için arkadaşlarının düşüncelerine karşı hassaslığın önemli bir faktör olduğunu savunmaktadır.Ayrıca bu dönem boyunca bencillik azalır ve çocuklar başkasının bakış açısından olayları anlamaya çalışırlar(craig ve baucum 1999,cunnigham 1993).
   Son olarak sosyal öğrenme teorisi,belirli davranışları aile ve arkadaş gruplarında nasıl öğrendiğini açıklamıştır.okul boyunca yaşıtlar davranışları güçlendirici veya cezalandırıcı etkiye sahiptirler.Öğrenme teorisi okul,çocukların kendilerini daha iyi kontrol edebildikleri ve öğrenmek için gerekli yetenekleri arttırdıklarını savunmaktadır.Çocuklar bunu neden sonuç ilişkilerini daha iyi anlayarak yapmaktadır(craig ve baucum 1999,cunnigham 1993).
   Beden Yapısı Ve Kişilik Arasındaki İlişki:
    Hem doğu hem de batı kültüründe yaygın bir görüş birliği vardır.Örneğin;
     Şişman insanlar neşeli ve dışa dönük olur ya da uzun boylu insanlar,zeki ve başarılı olur şeklindeki kalıp yargılar oldukça yaygındır.Bu durum bilimsel olarak doğrulanmış değildir.ancak sözlü ve yazılı edebiyat ürünleriyle kuşaktan kuşağa aktarılan bazı kalıplaşmış yargılar bu görüşün kanıtlanmasında etkili olduğu açıktır.Örneğin; tarihte yer alan bütün kahramanlar iri yarı,güçlü pazılı ya da görkemli bir fiziksel yapıya sahip olduğu şeklinde anlatılır,bu inancın yerleşmesinde önemli bir faktördür.Shakespeare,Julius Ceasar adlı eserinde Sezar’ı şöyle konuşturmaktadır.’’çevremde şişman insanlar olsun, derli toplu insanlar…şu cussius’un zayıf ve aç bir bakışı var,çok fazla düşünüyor,böyle insanlar tehlikeli olur…keşke biraz daha şişman olsaydı…’’(Shakespeare Julius Caesar perde 1,sahne 2 ).
    Tarihte ilk kez kişilik özellikleri ile beden şekli arasında ilişki kurarak, bu amaçla dört karaktaristik kişilik yapısı geliştiren hippoarates(m.ö.460-377)olmuştur.Hippoarates metobalizma da enzimlere ve hormonal sıvılara göre;
1)Hafif kanlı mizaç
2)Ağır kanlı mizaç
3)Karasevdalı mizaç
4)Sinirli mizaç olarak dörtlü bir kişilik sınıflaması geliştirmiştir
    Hippoaates’e göre,hafif kanlı mizaca sahip bireylerin,vücutlarındaki kan dolaşımı daha hızlıdır.Bu tür insanlar kanlı canlı ve neşeli olurlar.ağır kanlı mizaçlılar yavaş yavaş hareket ederler. Kara sevdalı mizaca sahip insanlar,duygusal yaşantıları yoğun insanlardır.Derin ve çok boyutlu düşünürler.Sinirli mizaca sahip bireylerin vücutlarında ‘’sarı safra’’etkindir.Bunlar çabuk kızan,saldıran,sert ve ateşli insanlardır(köknel 1985-97).