Bu sayfada çocuklarda kişilik oluşumu aşamalarını görebilirsiniz... ÖZGE ŞEKER
6 Ocak 2011 Perşembe
Artık utanmıyor muyuz?
Her ne kadar internetin bulunmasının tarihi dünyada tartışmalı bir konu olsada.Tahmini doğum tarihi olarak 1969,1974 ve 1983 olarak üç ayrı tarih belirtilmiştir.Bunun yanı sıra iki bilgisayarı birbiriyle konuşturma çalışmaları 1957 yılına kadar gittiğini hatırlatmak gerek.Günümüz hayatının vazgeçilmez parçası olan internet aslında çok kısa bir geçmişe sahip.Amerika savunma bakanlığı ve bazı Amerikan üniversiteleri tarafından başlatılan bir proje günümüz sanal aleminin temelini oluşturmaktadır.
Bu kalıplaşmış bilgileri bir kenara bırakıp şu anki internet kullanımının yönüne bakacak olursak ağırlıklı olarak kullanılan paylaşım siteleri facebook,twitter vb. siteler insanların hayatlarında büyük yer kaplamaya başlamıştır.Özellikle son zamanlarda internetin cep telefonlarıma kadar girmiş olması,hayatımızda vazgeçilmezler arasına taşımıştır.Artık insanlar yaptıkları gezileri fotoğraflayıp paylaşmaya,düşüncelerini,duygularını çoğu zaman bir filtreye sokmadan yazmaya başlamışlardır.Peki bu durum internetin hayatımızda bu kadar yer almasının eksileriden biri artık '' utanma duysundan yoksunlaştığımız'' olabilir mi ? Aslında herşeyi şöyle bir gözümüzün önüne getirdik mi cevaba ulaşabiliyoruz ''evet artık utanma duygusu yok denilecek kadar az !''.Peki bu kanıya nerden varıyoruz.Paylaşım sitelerine baktığımızda insanların düşüncelerini ne kadar açık ve net yazılarına döktüğünü,üstü kapalı olsa da kızgınlıklarını,hayranlıklarını,öfkelerini ve bir çok duygularını yazılarıyla gözler önüne sermekten çekinmediklerini görüyoruz,bazen siyasi görüşlerine tezat düşen insanları yaptırımları eleştirmekten fitursuzca sözler sarf etmekten sevmedikleri şeyleri yermekten çekinmedikleri aşikar.Bilgisayarlarının ardına sığınarak söylemekten utanıcaklarını ekranlar karşısında yazmaktan utanmamaları ve rahatlıkla sergilediklerini görüyoruz.Bu konuda gençleri gözümüzün önüne alacak olursak da artık genç kızların profillerindeki resimlerinde dişiliklerini sergilemekten çekinmiyecek duruma gelmeleri,vücutlarını göstermekten çekinmiyecek konuma koymalarını kendilerini belki de çoğunun dışarı çıkamıcakları kıyafetleri evlerinde giyip bu tarz pozlarla kendilerini tatmin etmeleri bunları sergileyip aldıkları yorumlarla bir yandan utanma duygusunu kaybederken diğer yandan kişiliklerinden çok vücutlarını öne sergilemenin daha akılcı olduğunu düşünmeye başlamalarına yol açmaktadır ya da ailelerinin haberleri olmadan kullandıkları alkolle poz vermenin arkadaşları arasında ilgi uyandırıcağını düşünüp bu tarz pozları bir marifet saymaya başlamaktadırlar.Sahte profillere de değinecek olursak bazı sapık karakterlerin internetin gizliliğinden faydalanıp içlerindeki bastırılmış bozuk, sapık karakterlerini internette rahatlıkla yaptıklarıyla tatmin olmaya çalışmaktadırlar.Ne de olsa onları tanımayan insanlarla muhattap olup bir dışlanmışlıkta hissetmemektedirler.Birde şuradan bakalım olaya, eskiden çok değil bir kaç yıl öncesine kadar genç kızlar erkek arkadaşları olduğunda bunu saklama ihtiyacı duyuyorlardı peki artık öylemi tabi ki hayır artık kişilerin flörtleri olduğunda profildeki sayfalarındaki ilişki durumlarını değiştirip kimlerle ilişkileri olduklarını göz önüne sermekten bir rahatsızlık duymuyorlar.Aynı şekilde onlara karşı olan sevgilerini düşüncelerini duygularını paylaşımlarıyla peşiktirip gösteriyorlar.Sevgilileriyle öpüşürken çektikleri fotoğrafları bile yayınlamaktan çekinmeyecek duruma kadar gelebiliyolar.Ayrıca ayrıldıklarında da yine acılarını profillerinde yaşıyorlar adete olan hınçlarını, duygularını yine yazılarıyla gözler önüne koyuyorlar.Şimdi insanlara neden bu tarz yazılar yazıyosun die sorduğumuzda gelen cevap nerdeyse hepsinden aynı ''rahatlıyorum,içimi döküyorum''.http://theshoppingdetective.blogspot.com/2010/12/sosyal-moda.html
Şöyleki insanların eskiden utandıkları bir çok şeyi internet sayesinde meşrulaştırdıktan sonra,alışmışlıkla birlikte sergilenmekten çekinilmez duruma gelmişteyiz.Kısacası bir çok şeyden utanmayı çekinmeyi bıraktık.Belkide iki kişiliğe bürünmüşlük var biri reel kişilikler diğeri sanal kişilikler bilgisayarının başına geçince içindekileri bir anda dışa vurma yöntemi olarak gördükleri internette rahatlama çabası.Bu ele almış olduğum konuyu oldukça fazla üyesi olan bir sayfada sordum.Gelen cevapların çoğu ''evet artık utanmıyoruz''olsa da bir çok farklı cevapta geldi.Bunlardan biri ''karakteri oturmuş insanın reelde de sanalda da aynı davranışları sergiliyeceği internetin kötü bir etkisi olmıyacağıydı''.Ancak bir cevap vardı ki aynen şöyle ''internetin güvensiz bir ortam yarattıyor,insanlar eşlerini aldatıyorlar ve yuvalar yıkılıyor''. Yani durum şu ki insanlar internet bir eğlence aracı diyerek rahatlattıkları vicdanlarıyla yabancılarla konuşmaktan tanışmaktan (bunu evliler için söylüyorum) utanmayıp '' ne olucak cnm beni görmüyo ya, istediğim zaman konuşmayı keserim'' mantığıyla ilerleyip bu durum ciddiye binip kötü sonuçlar doğurduğunda aslında işin eylence değil ciddiyetinin farkında vardıklarında çoktan iş işten geçmiş olmaktadır.
İnterneti ne yönde nasıl kullandığımız kendimize mukayyet olmamız gerektiğini göz ardı etmeden adımlarımızı atmalıyız.Bir an önce bilinçlenip bu konuyu ciddiye almalıyız.Birilerinin bize dayatmadan farkına varmadığımız,Ya da varmak istemediğimiz gerçekleri kabullenip kendimize çekidüzen vermemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız.Aslında bunu yapmanın pek kolay olduğu söylenemez çünkü; çoğu insan yaptığı hatayı kabul etmekte zorlanır ve eleştirilen karakterde kendisini görse de o değilmiş gibi davranır.Ancak gidilen yolun pek aydınlık olmadığı aşikar bir gerçek.Umudum ise insanlığın duysuzlaşmadan,değerlerini kaybetmeden gerçeklerin farkına varıp önemlerini alıp bu doğrultuda ilerlemesidir.



